Kull. Adı    

Şifre 

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

 
ABDULLAH BÜYÜK HOCAEFENDİ
ALİ KÜÇÜK - TEFSİR (Görüntülü)
EZGİLER
HACIVEYİSZADE SOHBETLERİ
HATMİ ŞERİF
KURAN 'I KERİM
MESUT KARAKÖSE (Tefsir)
MÜBAREK GECELER
RADYO TİYATROLARI
RİBATFM ETKİNLİKLERİ
RİSALE-İ NUR DERSLERİ
TAHİR BÜYÜKKÖRÜKCÜ
VİDEOLAR
İLAHİLER
ŞİİRLER


Türksat 2A
Frekans 12130
Symbol 27500
fec 5/6
Polarizasyon Vertical

Kitle İletişim Araçlarından En Çok Hangisini Tercih Ediyorsunuz

Seçenekler
Gazete
Radyo
Televizyon
İnternet

Sonuçları Göster

 
 
ZİYARETÇİ DEFTERİ

İsim Soyisim :

E-mail :

Wb Sayfası :

Ülke :

Şehir :

Mesajınız :

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298
Sayfa: / 298 Toplam Mesaj : 7436
TARİH : 04-12-2008 -- 23:53:45 tarihinde mihrace tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : kayseri

yeşerip sevgi gülşeni,
kuşatsın ruhu bedeni
bir gül için bin dikeni
sevenlere selam osun...

yar sadık bilir halden,
aşk dersini alır gülden,
karşılıksız taa gönülden,
sevenlere selam olsun...

bu uzun selamlamanın ardından tüm dostlara merhaba.herkes iyidir inşaallah.elhamdülillah bende iyiyim dostlar.yoğun bir hayatı yaşıyoruz..boş durmak mümkün mü?eğer mümkünse yeniçağdan naat adlı eseri dinletirseniz müteşekkir olurum.eseri sümeyye zahide ve ümit elbir kardeşlerime,yozgattaki aileme ve ribat fmin fedakar çalışanlarına,ve ilayı kelimetullah davası uğruna her türlü mücadele veren öğrencilerimede armağanım olsun.sağlıcakla
TARİH : 04-12-2008 -- 23:51:00 tarihinde Furkan Suv tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Switzerland
Şehir : Niederhasli
SLM. Gökhan Abi. Ezgiyi yainladiginiz icin Allah razi olsun....

``Üc cesit dost vardir.Birincisi gida gibidir ki, sen onu her gün ararsin. Ikincisi ise, ilac gibidir, gerektiginde ararsin. Ama öyle dostlar da vardir ki, hastalik gibidir, o seni arar bulur..``

TARİH : 04-12-2008 -- 23:22:08 tarihinde TUBA ÜNVER tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : KONYA
selamun aleykum gökhan abicim nasılsınız? "terennume" ilk defa mail atıyorum sizi bende yalnız bırakmak istemedim programımızda.. sizlerden mikail den hoş seda eserini istiyorum abicim.eser" terennüm" deki gönül dostlarına.sizlere,aileme gelsin. "Söz bir kantardır,insanı tartar.Suküt edersen vakarın artar.Doğru söylersen şerefin artar.Yalan söylersen ocağın batar" " iki kimse gıpta edilmeye değer.Gece gündüz Kuran okuyan ve onunla amel eden ile,Allah ın verdiği malı gece güzdüz infak eden." (BUHARİ) abicim hayırlı geceler hayırlı yayınlar "tebessüm ve tefekkur" ile ALLAH a emanet olun...
TARİH : 04-12-2008 -- 23:15:28 tarihinde Furkan Suv tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Switzerland
Şehir : Niederhasli
Allahin selami,rahmeti ve bereketi tüm Müslümanlarin,Ribat FM dinleyicilerinin ve sizin üzerinize olsun...Vatanimiza HASRET dolu selamlar....

``Doktor olmak güzel,fakat vicdan sartiyla
,zengin olmak güzel,cömertlik sartiyla,
tüccar olmak güzel,dürüstlük sartiyla,
idareci olmak güzel,adalet sartiyla,
Ibadet ehli olmak güzel, takva sartiyla...``


``Sonsuz degil ömür, elbette gecer,
Makam, rütbe, sohret, servet de gecer...
Sat bunlari bir nefislik sevgi al;
O akce dünyada, ahirette gecer....``


Selcuk Küpcük Gelemem Ay Karanlik parcasini yayinlarsaniz cok mutlu olurum tüm dinleyenlere sevgilerimle....
TARİH : 04-12-2008 -- 23:05:37 tarihinde neslihan güner tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
s.a gökhan abi,hayırlı yayınlar
en büyük düşmanımız olan şeytan gerek kendisi,gerekse insan askerlerini devreye sokarak bizi yolumuzdan alıkoymaya çalışıyor.Ve yaşantımızda çokça karşılaştığımız bazı sloganları altyapı edinerek,bunları insanların beynine kazımaya çalışıyor.İşte bunlardan bazıları:
BİR DEFAYLA BİRŞEY OLMAZ Kİ!
DAHA GENÇSİNİZ!
ALLAH KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR!
ALLAH İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ!
EMEKLİ,YAŞLI OLDUKTAN SONRA!
ZAMAN SİZE DEĞİL,SİZ ZAMANA UYUN!
HERKES YAPIYOR,SİZDE YAPIN!
BİRŞEY OLMAZ ALLAH AFFEDER,AFFETMEYİ SEVER!
BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN!
CEHENNEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA ÇIKARSINIZ,MÜSLÜMANLARA EBEDİ DEĞİL Kİ ATEŞ
BİZ BÜYÜKLARİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK!
AMAN HA DİKKAT! BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR!
DAHA NAMAZIN VAKTİNİN BİTMESİNE ÇOK VAR!
NAMAZIN KAZASI VAR BİRŞEY OLMAZ!
ALLAH bizleri şeytanın tuzaklarından korusun inşallah
sıradaki tüm eserler arkadaşlarım,meryem,emine,hilal,sümeyyeye ve ablama gelsin.s.a
TARİH : 04-12-2008 -- 23:01:56 tarihinde smeyra bakan tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : karatay
Hayırlı geceler gökhan abi nasılsınız...?abi sizden "adınla büyü bebeğim adın şehadet" adlı parçayı istiyorum yayınlarsanız sevinirim selam ve dua ile .....cumanız mübarak olsun...:)
TARİH : 04-12-2008 -- 22:50:13 tarihinde isa eştürkü tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : niğde bor
hayırlı geceler gökhan abicim nasılsınız inş iisinizdir ben dün akşamdan beri çok mutluyum benim için hatımda alacağım en güzel hediye sizden aldığım hediye.

abicim sizleri çoook seviyorum Allah sizlerin yar ve yardımcınız olsun..

abicim adres için tlf mu açalım yoksa internetten oluyor mu...

eğer oluyorsa adres: bor fatih mah. 5 nolu sağlık ocağı arkası no 22 kat 2 bor niğde

aeo
TARİH : 04-12-2008 -- 18:15:08 tarihinde Ömer Faruk Güner tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
Sa!Salih abi Hayırlı akşamlar!ben abi fıkra paylaşacaktım;
"Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Hakan`la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu:
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
"Oğlu, Kayseriliden para istedi:
- "Baba 500 bin lira verir misin?" Kayserili :
- "400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor. Al sana 100 bin yeter." der ve çıkartıp 50 bin lira verir.
Bunun üzerine oğlu pişkin pişkin güler:

- "Baba bana zaten 50 bin lira lazımdı." Kayserili :

- "Bak kerataya, sahte para vermesem kazıklayacaktı beni
"Küçük Ayhan`la Mine konuşuyorlardı :
-Nehirler nereye dökülür.
-Denize, tabii.
-Hepsi mi?
-Evet.
-Öyleyse deniz neden taşmıyor?
-Tabii taşmaz.Denizin dibi sünger dolu.Suyu onlar çekiyor..
"İki arkadaş teneffüste konuşuyorlardı :
-Bugün bir bebek gördüm, fil sütü içerek bir haftada yedi kilo almış.
-Çok tuhaf.Kimin bebeğiymiş bu.
-Filin!...
"Bayan profesör, solunum olayini sormak amaciyla, sigarasindan bir nefes çekip
ögrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalim, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...
Hayırlı Akşamlar!Selam ve Dua ile!
TARİH : 04-12-2008 -- 18:14:58 tarihinde büşra tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
s.a salih abi,nasılsınız?sizlerle bir yazı paylaşmak istiyorum.


Bir Çocuğun Namaz Kılma Öyküsü

--------------------------------------------------------------------------------

Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı. Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra terk ederdi.

Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu. Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyen saatler geçse usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna değindi. O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu.

Türkan Hanımın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı. Oynadığı oyunu bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu. Annesi ikram için mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti. O da onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını yudumlamaya başladı.

"Anne, senin yerine ben namaza başlayacağım"

Tam bu sırada mutfaktan bir gürültü geldi. Arkasından da oğlunun çığlığı duyuldu. Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım. Misafirler de korkuyla peşinden gittiler. Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya çıkmıştı. Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı. Sandalye devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında korkmuş bir şekilde asılı duruyordu. Koşup kucağına aldı. Su içeceğini zannederek:

"İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin" diye çıkıştı.

Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu:

"Anne, ben abdest alacaktım. Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah ceza verecekmiş diye. Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine namaza başlayacaktım."


O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti. Allah, yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanıma oğlunun davranışıyla müthiş bir ders vermişti. Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı.

Bu hikâye birçok bakımdan ders verici. Aslında çocuklar büyüklere değil, anne babalar evlâtlarına namazı öğretmeli. Çünkü, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çocuklarımıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kıldırmamızı ve on yaşına geldiklerinde ise ciddi bir şekilde üzerinde durmamızı emreder.

Çocuklarımıza -küçük yaşlarda gerek camilere götürerek, gerek ise evde cemaat yaparak- namazı sevdirmeli ve onlara örnek olmalıyız. Namaz çocuklara tatlı bir üslûpla, sevdirilerek anlatıldığı takdirde çocukların namaza karşı ilgi ve sevgileri kaçınılmaz olur.

TARİH : 04-12-2008 -- 18:09:54 tarihinde meryem güner tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
s.a salih abi,hayırlı akşamlar,ender tekinden ey rasul isimli eseri yayınlarsanız ALLAH razı olsun,yayınlamazsanız canınız sağ olsun.
"Bir insanda görülen ameller ve takvadan başka, bir de onun cevher gibi güzel olan gizli amel ve takvası vardır. Bakış gücü olmayanların nazarları, görünen amellerdir. Halbuki biz onlara bakmıyoruz. Biz insanın içine, içindeki sırra bakıyoruz..."selam ve dua ile
TARİH : 04-12-2008 -- 18:05:27 tarihinde neslihan güner tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
s.a salih abi,ben de sizinle ayet paylaşmak istedim.
"Hiç şüphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür.
O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz? Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?"
(hakka suresi 40,41,42)
s.a
TARİH : 04-12-2008 -- 15:45:46 tarihinde **sümeyye** tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : Selçuklu\Konya
......YOLCULUK NEREYE?.....
Rahman ve rahim olan Allahın adıyla

Yolculuk fecir zamanına
Tan ağarışıyla yaradılış tülünün aralanışına
Sema ve arzın var oluşunun vuku bulduğu, altı günlük seyir turuna
Ruhun verdiği sözün suretinde, bedene misafir oluşuna
İlkbahar mevsiminin ilk goncası olmanın verdiği huzura
Yeni bir doğuşun hafifliğiyle, gözlerin açıldığı şefkatli ana kucağına
Kâinatın hizmet için uyandırıldığı sabahın ufkuna
Tablo misali müthiş bir ahenkle nakşedilmiş hayatın penceresi aralanırken
Emeklemenin ardı sıra, ilk adımlarla birlikte düşüp kalktığın çağa

Yolculuk zuhr zamanına
Gençliğin neşesinin yüzünde oluşturduğu
Mutluluğun en belirgin simgesi tebessümün doruğuna
Olgunluğunla demir aldığın rıhtımdan
Bolluğun ve bereketin sonsuz olduğu ummana
Grilerin tozpembelere dönüştüğü yıllara
Sevgilinin gözbebeklerinde yansıdığın
Gözyaşlarının beklide en hoyratça savrulduğu
Sevda ikliminin en nadide güllerinin yeşerdiği bağa
Bir yaz güneşinin kumsaldaki dalgaları ısıttığı sabaha

Yolculuk asr zamanına
Güzün en hüzünlü demlerinin gözyaşıyla karşılandığı
İhtiyarlılık emarelerinin bedeninde ev sahibi olmaya başladığı anlara
Akşam seherinde ötelerin hayaliyle hem hal olurken
Yanı başındaki yalnızlıkla hasbihalin koyulaştığı zamana
Dostların bir bir habersiz vedalarının duyulduğu
Beklenenlerin uzun zamandır gelmediğinden dolayı
Her haylazca çıkan sese beklenen geldi diye kapılara koştuğun
Hasretin suya karışıp vuslata aktığı vakitleredir bu yolculuk

Yolculuk mağrip zamanına
Hüzün mevsimi hazanın son perdesi de kapanmaktayken
Semadaki güneşin parlaklığı çoktan kendini salmış kızıllığın koynuna
Göz kapakları istem dışı ayrılıyor ufukta kanat çırpan ömür kelebeğinin
ardından
Ayrılmak zamanı çoktan gelmiş ölüm sandalı yanaşmış ya limana
Gitmek ardındakilerin gözyaşlarına dokunamadan
Son bir kez bile dönüp el sallayamadan
Uykuların hakiki uyanışlara dönüştüğü diyarlara gitmek tek kişilik bir
vasıtayla

Yolculuk işa zamanına
Karanlığın kollarıyla seni sarmak için eşikte beklediği
Gün ışığının pencerenden ayrılıp, son kapıların üzerine kapatıldığı
Kışın bembeyaz örtüsüyle gelin suretine bürüdüğü doğaya nispeten
Dünyadan ayrılırken giymek için biçtirdiğin kefen kostümünün rüzgârda
savrulduğu ana
Geride bıraktıklarının seni unuttuğu koridorlarda yol alırken geriye dönüp
bakamadığın
Yaşamının gölgesinde izlenecek son filmin gişesinden bir bilet aldığın
Sahnenin önüne doğru yürürken başrol olmanın verdiği tedirginliği
zerrelerinde yaşadığın
Her karesinin saniye saniye gözler önüne serildiği ve dublörlerin yok olduğu
bir mekana yolculuk

Yolculuk gece vaktine
Kışın en amansız fırtınalarıyla tabiatı yorgun düşürdüğü saatlere
Kabrin konuksever bir hancı suretinde iki alem arasında seni ağırladığı
vakitlere
Rahmana ihtiyacın en koyu yaşandığı ve dünyalıkların unutulduğu bir iklime
Sorgunun çetin yağmurlarında ıslandığın hiçbir takatin kalmadığından
sırılsıklam olduğun
Gelen soruları bildiğin halde tereddütle yanıtları unuttuğun ya da dillerin
lal olduğu geceye
Karanlığın üstümüzü örttüğü bir gecede ki, Teheccüdün nurunu gözlerin
hasretle arar olduğu
Bekleyenlerin berzah kapısının aralanmasıyla birlikte
Bitkin talebeler gibi sınavdan sonra mülakata doğru hızlıca koşulduğu
zamanadır yolculuk

Yolculuk ikinci günün tan ağırışına
Yeniden doğuşun vuku bulduğu haşir sabahına
Karanlıklara bürünmüş gecelerin güne kavuştuğu seherlere
Nev baharın müjdecisi cemrelerin karakışları uğurladığı vakitlere
Bir sözüne müptela olduğumuz asırlardır hasretle yürüdüğümüz Sevgilinin
iklimine
Nuru Dilara’nın sancağında gölgelenmeye, abı hayat kevseri cananın
ellerinden içmeye
Yaradan’ın cemaline sevdalı yürekle, bir o kadarda mahcubiyetin boyun
büküklüğüyle
Garip bir dilencinin hali suretiyle yoksulluğun gölgesinde diz çökülen
varlık kapısına
Umutla gidilen diyarların sahibi olan RAHMAN ve RAHİM olan Allah’adır bu
yolculuk

İLKNUR DOĞANAY
TARİH : 04-12-2008 -- 15:38:33 tarihinde mihrace tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : kayseri
sa abiciğim.15 günlük aradan sonra tekrar ribat fm kavuşmak çok güzel.camiadaki herkes iyidir inşaallah.şiir mükemmeldi abi.rabbim biz gidenlere tekrarını,gitmeyenlerede ilkini nasip etsin.abiciğim bir ileti paylaşmak isterim.iranlı bir şair der ki:AŞKA UÇARSAN KANADIN YANAR...mevlana hz.leride cevap verir:AŞKA UÇAMAZSAN KANAT NEYE YARAR....SAĞLICAKLA KALIN.KAYSERİDEN EMEL KARDEŞ
TARİH : 04-12-2008 -- 15:29:35 tarihinde **sümeyye** tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : Selçuklu

METE ABİ SİZİN,RİBAT AİLESİNİN VE TÜM İSLAM ALEMİNİN CUMAYA BAĞLAYAN AKŞAMINIZ, GECENİZ, HAYIRLI,NURLU, BEREKETLİ FEYZLİ OLSUN İNŞALLAH!

EN EMİN OLAN ALLAH(CC)'A EMANET OLUNUZ!

SELAM MUHABBET DUA İLE....
TARİH : 04-12-2008 -- 15:11:09 tarihinde ......... tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya
HASBİHAL'E
Sa!SALİH BEY DÜN SİZE ÇEKTİĞİM MAİL KONUSUNDA NEDEN BU KADAR ÇOK TEPKİ GÖSTERDİĞİNİZİ ANLAYAMADIM.TABİKİ DE BİZ İBRAHİM(as) GİBİ OLAMAYIZ.VE BİZİMDE YANIMIZDA ALLAHU TEALA VAR BUNU BİLMEK DAHİ BİZE YETER!BİZİM SÖYLEMEK İSTEDİĞİMİZ BU DEĞİLDİ!HASBİNALLAH VE NİMEL VEKİL VE NİMENNASİR!AMA BİZ ZATEN BU DÜNYADA HEP YALNIZIZ VEİNŞALLAH PEYGAMBERİMİZ(sav)İN ÖVDÜĞÜ BU ZAMANIN GARİPLERİNDEN OLURUZ!MESAJIMIZ ANLAŞILMAMIŞ!HERKESİN GÖREVİNİ BİLMESİ LAZIM DİYEREK ÇEKMİŞTİK.NEYSE HAYIRLISI OLSUN!BİZ SİZİNLE BİR YAZI PAYLAŞMAK İSTEDİK;
İLGİNÇ BİR GEZEGEN
"Astronomlar, Güneş Sistemi dışında bugüne kadar tespit edilen en 'ilginç' gezegenlerden birisinin bulunduğunu açıkladılar.
ABD’nin Maryland eyaletindeki Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü astronomlarından Peter McCullough, bugüne kadar Güneş Sistemi dışında yaklaşık 200 gezegen tespit edildiğini, son bulunan ve XO-3b adı verilen gezegenin diğerlerine göre birçok yönden çok ilginç olduğunu söyledi.
Honolulu’da yapılan Amerikan Astronomi Birliği’nin konferansında konuşan McCullough, 'Bu gezegen bir yıldıza bu kadar yakın yörüngede bulunan en büyük ve en yoğun gezegen' dedi.
McCullough, gezegenin yuvarlak değil de eliptik bir yörüngede bulunmasının da kendilerini şaşırttığını belirtti. Teksas’taki Rice Üniversitesi astronomlarından Christopher John Krull da XO-3b’nin kütlesinin bir gezegenle, bir 'kahverengi cüce' arasında olduğunu, bunun da kafalarını karıştırdığını söyledi.
Krull, 'kahverengi cüce' olarak adlandırılan soğumuş yıldızların nasıl sınıflandırılacağı konusunda astronomların hala görüş birliğine varamadıklarını hatırlattı.
'Kahverengi cüceler', hidrojen ve helyumun birleşmesiyle termonükleer reaksiyon oluşmasını sağlayacak kadar yoğun olmayan yıldızlar olarak tanımlanıyor. Bu reaksiyonlar, bizimki gibi güneşlerin parlamasını sağlıyor. Güneş’in ancak yüzde 6’sı büyüklüğünde kütleye sahip 'kahverengi cücedeki' püskürme, yıldızda magma faaliyeti ve manyetik alan bulunduğunu gösteriyor."
HAYIRLI AKŞAMLAR!SELAM VE DUA İLE!
TARİH : 04-12-2008 -- 15:03:18 tarihinde fahriye tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : beyşehir
( SÖZE YAR OLMAK PROGRAMI'NA )
...........................................................
Huneyn Gazası sonunda müslümanlar epeyce ganimet elde etmişlerdi. Efendimiz (s.a.v.) bu ganimetleri taksim ederken, kimi Kureyşlilere İslâm’a ısındırmak için biraz fazlaca bir şeyler vererek lütufta bulundu. Bunun üzerine sahabilerden biri:
- Vallahi şu taksim, adalet gözetilmeyen ve Allah’ın rızası murat edilmeyen bir taksimdir, dedi.
Bu sözleri duyan Abdullah b. Mesut r8.a).:
- Vallahi Rasulullah’a haber vereceğim, dedi ve Efendimiz (s.a.v.)’e gelerek durumu bildirdi.
Efendimiz (s.a.v.)’in rengi değişti, kıpkırmızı oldu. Biraz bekledikten sonra şöyle buyurdu:
- Allah ve Rasulü adalet etmezse kim adalet eder? Sonra şöyle devam etti:
- Allah Musa peygambere rahmet etsin. O(a.s.) bundan daha ağır sözlerle karşılandı da sabır gösterdi. Ben de sabredeceğim.
....
Medine son günlerde bir başkaydı. Heyecanlıydı, kıpır kıpırdı. Lakin bu heyecan müslümanların sinesinde gizliydi, kaçamak bakışlarında gizliydi, fısıltılı konuşmalarında gizliydi.
Medine, Mekke’yi fethe hazırlanıyordu.
Muhacir bir başkaydı şimdi, Ensar bir başka...
Yollar daha bir uzaktı sanki, özlem daha bir yakıyordu.
Muhacir özlemle Mekke’ye, Ensar Muhacir’e, Rasul’e bakıyordu.
Fethin hazırlıkları büyük bir gizlilikle içten içe sürdürülüyor, düşmanın durumdan haberdar olmaması için büyük tedbirler alınıyordu.
Hatıb bin Belka (r.a.)’ın ailesi Mekke’de kalmıştı. Korkuyordu. Ya onlara bir zarar erişirse? Hiç değilse kendilerince bir tedbir alsınlar ya da Mekke’den uzaklaşsınlar diye bir mektup yazdı ve ailesine verilmek üzere bir kadınla Mekke’ye yolladı.
Allah Rasulü (s.a.v.) bu mektuptan haberdar oldu ve Ali ile Zübeyr (r.a.)’ı takibe gönderdi. Onlar kadını yakaladılar ve Mekke’ye gitmekte olan mektubu aldılar. Allah Rasulü (s.a.v.) Hatıb’ı çağırdı ve hakikati söylemesini istedi. Hatıb (r.a.) gözyaşları içinde hatasını itiraf ederek affını istedi.
Aslında bu kabul edilemez bir suçtu. Mektup Kureyş’in eline geçseydi müslümanlar türlü tehlike ve zorluklarla karşılaşacaklardı.
Fakat Allah Rasulü (s.a.v.) affetti.
Zira Hatıb (r.a.) Bedir mücahitlerindendi.
Böylece şehirlerden önce gönülleri fethetti. Afla, merhametle...
Mekke fethedilmedi, Mekke sahibine teslim oldu, gönüller gibi...
.....................................................
Selamualeyküm Mete Enes Bey,
iyisiniz inşaallah.Rabbim iyiliğinizi daim etsin.
Alemlerin Rabbi Allah( azze ve celle) 'ye emanet olunuz.Gönülleri af ve merhametle çarpan kullardan olmanız ve olmamız dileğiyle, selametle........

( Mehmet Saraçoğlu abimiz hala neden bir program yapmıyor. kendisini memleketlim olarak selamlıyorum ve en kısa zamanda müthiş bir programla bekliyorum.Rabbim yar ve yardımcınız olsun.)
TARİH : 04-12-2008 -- 14:49:54 tarihinde fahriye tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : beyşehir
( HASBİHAL PROGRAMI'NA)
.....................................................................
HALİMİZİ GÜZEL KIL!..
Bize, bizim içimizden bir Rasul gönderdin.
O, büyük bir ahlâk üzerineydi.
Biz apaçık bir sapıklık ve cehalet içindeydik de O(s.a.v.) , ahlâkı tamamlamak üzere aramızdaydı.
Bize ayetlerini okurdu.
Bize kitabı ve hikmeti öğretirdi.
Bizi arıtırdı, temizlerdi.
Arındıkça biz, yeryüzü arınırdı, sana hazırlanırdı.
O(s.a.v.) merhametliydi, yumuşak tabiatlı, ağırbaşlıydı.
Beklerdi. " Onlar bilmiyor" der, sabırla, duayla beklerdi.
Yürürdü. Sanki ayakları değmezdi yere, toprak incinmezdi adımlarından.
Söylerdi. Söz, bir nisan yağmuru gibi inerdi, öyle işlerdi çorak gönüllerimize.
Dururdu. Bir emrin karşısında öyle bir duruşla ki, sanki dağlar yürürdü.
.....
Din, güzel ahlâktır.
Sahabilerden biri Rasul-i Ekrem (s.a.v.)’e gelerek sordu:
- Ey Allah’ın Rasulü, din nedir?
Rasul-i Ekrem s.a.v. buyurdular:
- Güzel ahlâktır!
Din güzel ahlâktır. Peki güzel ahlâk nedir? Müslüman’ın aslî halidir: Doğru sözlü, merhametli, güler yüzlü, tatlı sözlü, neşeli, sabırlı...
Hilm, vakar ve şükür sahibi...
Gıybet, haset etmeyen, söz gezdirmeyen, hiçbir varlığa eziyet etmeyen, kin tutmayan...
Gazabında ve yumuşak huyluluğunda ölçülü olan. Yani mutedil...
Müslüman. Teslimiyetiyle arınan...
Rasul-i Ekrem (s.a.v.)’in ahlâkı Kur’an ahlâkı idi ve O(s.a.v.) şöyle dua ederdi:
"Allahım; Senden sıhhat, afiyet ve güzel ahlâk isterim.
Allahım, bana güzel ahlâk ihsan eyle. Zira, Senden başka kimse güzel ahlâk ihsan edemez. Allahım, beni kötü huylardan koru ve uzaklaştır."
.....
Güzel söz, güzel yüz...
Bir gün Allah Rasulü (s.a.v.)’e bir kadından söz ettiler:
- O, gündüzlerini oruçla geçirir, geceleri uyanıktır. Daima ibadet eder.
Allah Rasulü (s.a.v.) sordular:
- Onun komşularıyla geçinmesi nasıldır?
Sahabiler:
- Komşuları ile iyi geçinmez, kötü huylu bir kadındır, dediler. Allah Rasulü (s.a.v.) buyurdular:
- Onda hayır yok, o cehennemliktir!
Ve buyurdular:
" Siz, mallarınızla insanlara yardımı yetiştiremezsiniz, yardıma malınız yetmez. Hiç değilse onları güler yüz ve güzel huy ile hoşnut etmeye çalışın.
Kul, ibadeti zayıf olduğu halde güzel ahlâkı sayesinde ahiretin yüksek derecelerine ve şerefli menzillerine erişir."
....
Ahlâkımız nasıl sorusuna nasıl cevap veririz?
Bu soruda müslümanlığımız saklıdır; insanlığımız, kulluğumuz saklıdır.
İnsanlarla aramız nasıldır?

Lisanımız halimizdir
Kişiyi dili, sözleri ele verir.
Konuştuğumuzda doğruyu ve hakkı söyler miyiz?
Doğruyu nasıl bir lisan ile söyler, hakkı nasıl savunuruz?
....
Arkadaşlarından birisi Rasul-i Ekrem (s.a.v.)’e ahlâktan sordu. Efendimiz s.a.v. de, " Affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir (A’raf, 99)" ayetini okuduktan sonra şöyle buyurdu:
- O ahlâk; gelmeyene gitmen, vermeyene vermen ve zulmedeni bağışlamandır.
....
Hem sevinç hem keder zamanlarında;
Büyükler demişlerdir ki güzel ahlâkın en mühim tecrübe noktaları eziyetlere sabretmek ve külfete tahammüldür.
.....
Hayat akıp gider, haller değişir.
Andan ana değişir.
Bir bakarız zordur her şey, güçtür. Bir bakarız hallolmuş tüm zorluklar.
Yol değişir, yolcular değişir. Etrafımızdaki insanlar değişir.
Biz değişir miyiz? Zor zamanlarda nasıldır halimiz, kolay zamanlarda nasıl?
İnsanına göre değişir miyiz? İnsanına göre maskeler takar mıyız? İyi ya da kötü yüzlü maskeler...
"Müminler o müttaki kimselerdir ki, onlar hem sevinç, hem keder; hem darlık, hem varlık zamanlarında fukaraya ihsan ederler. Kızdıkları zaman da öfkelerini yutarlar. İnsanların da kusurlarını affederler.(Âl-i İmran, 431)"
......
Allah Rasulü (s.a.v.) de kızardı...
Müslüman da kızar, hiddetlenir. Lakin hiddeti onu hak yoldan, doğrudan ayırmaz. Zira, Allah Rasulü (s.a.v.) münafıkları anlatırken demiştir ki; onlar düşmanlık zamanında haktan ayrılır.
Müslüman her halinde ölçülüdür. Zira güzel ahlâk, merhameti ve şiddeti yerinde kullanmakla tamam olur. Ölçüyü aşan yumuşaklık ve merhamet de; hiddet ve gazap da zulümdür.
....
Allahım, halimi güzel kıl, güzel ahlâk ihsan eyle ki, insanlığım ahlâkımda saklıdır. Müslümanlığım, kulluğum ahlâkımda saklıdır.
Merhametimden sorarsın. Merhametim; affeden, bağışlayan gönlümde saklıdır.
Tevazuumdan sorarsın. Yürüyüşümde, ayak bastığım toprakta saklıdır.
Hilmimden, vakarımdan sorarsın. Çileli zamanlardaki sabrımda, öfkemi ve acımı yutmalarımda saklıdır.
Topraktan soruluruz bir gün.
Dostlar bir bir geçilir de, düşmandan soruluruz.
Zor anlardan soruluruz.
Halimizi güzel kıl.
Halimizi, hallerini güzel kıldıklarınla hemhal eyle.(AMİN!, AMİN!, AMİN!)

( ELVİDA ÜNLÜ- SEMERKAND DERGİSİ)
..............................................................
Selamualeyküm,
kolay gelsin. iyi yayınlar...
TARİH : 04-12-2008 -- 13:30:54 tarihinde bayram duman tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : konya eregli
esselamunaleykum varahmatullahi vaberakatühüsalih kardeşim inşaallah iyisinizdir bir ayet paylaşalım inşaallah ahzap sürresi ayet 59 bismillahirrahmanirrahim ey peygamber hanımlarına kızlarına ve müüminlerin kadınlarına hep söylede cilbablarından dışelbiselerinden üzerlerini sımsıkı örtsünler bu onların tanınmalarına tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverili olandır bununla beraber allah çokbagışlayıcıdır çok merhamet edicidir yüce allahşüphesiz dogru söyledi kuranda örtünme ayeti yoktur diyen belam kılıklı fitneciler tekrar iman edip çokça tevbe etsinler birde haram ve helallere dikkat edilmesi gerekiyor abdullah ibni mehtum ama bir sahabi peygamber efendimizin akrabası evine izinli ve izinsiz girmeye izinli bir gün peygamber efendimizin evine geliyor ve efendimizin hanımları annelerimiz çamaşır yıkı yolar ve efendimiz annelerimize örtünün örtünün diyor annelerimiz soruyor ey allahın rasulu o bizi görmezki diyorlar efendimiz annelerimize şöyle diyor sizdemi onu görmezsiniz bundan anlıyoruzki erkek ve kadın namahrem olanlarla çok dikkat etmeliler ben medinenin dört bir yanında urf açarı istiyorum sizlere ve bu şiiri okuyan kardeşe oglum seyfullah hasene ve kızım saliha nur ve ebu zere ve konyadaki marketçi mehmet emin ve baş örtüsü satan muhammed kardeşe gelsin allah bizi peygamber efendimize komşu etsin inşaallah
TARİH : 04-12-2008 -- 13:26:38 tarihinde GÜLSÜM AKTI tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : ŞANLIURFA Ceylanpınar
Selamün Aleküm Salih abi ribat fm dinleyicileri ve çalışanları...nasılsınız RABBİM hepimize iyilik versin.Abi sizden TEVHİD TABİBİ eserini aileme bütün Ceylanpınarlılara ve tabi sizler için istiyorum.çalarsanız çok sevinirim .ALLAHA EMANET OLUN .DUA İLE................
TARİH : 04-12-2008 -- 10:58:27 tarihinde ayse diler tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : BOLU
selamün aleyküm programinizi ilk defa dinliyorum.Programiniz güzel insallah vakit buldukca dinlemeye calisacagim.Ben Taner Yüncüoglundan Onulmaz Yare eserini istiyorum calarsaniz sevinirim. Bu eseri ev arkadaslarima konyadaki aileme ve ribat fm dinleyicilerine istiyorum.Konya yi cok özledim insan konya disinda olunca konyanin kiymetini daha iyi anliyor.Simdiden tesekkür ediyorum ALLAHa emanet olun dua ile
TARİH : 03-12-2008 -- 22:25:50 tarihinde fat,a celik tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Hollanda
Şehir : arnhem
a baki komurden daglarda kardesim adli parcayi abla aynura ve sizin dinleyen herkeze armgan olsun

TARİH : 03-12-2008 -- 22:20:03 tarihinde isa eştürkü tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : niğde-bor
hayırlı geceler gökhan abi nasılsınız programı sabırsızlıkla bekliyoruz bir ayetle katılmak istiyorum''o ,ilk tir sondur,zahirdir,batın'dır, o,herşeyi bilendir.''yıldırım yıldızdoğandan babam eserini yayınlayabilirmisin allah yar ve yardımcın olsun
TARİH : 03-12-2008 -- 19:41:59 tarihinde YALNIZ MÜCAHİDE tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : Konya Selçuklu
Sa!Salih abi Hayırlı Akşamlar!Nasılsınız?Ben bugün sizinle yine fıkra paylaşmak istedim ama hiç birşey açılmadı.Ben de sizinle çok sevdiğim bir Ayet paylaşmak istedim;
"ONLAR,HER YIL BİR VEYA İKİ KEZ(ÇEŞİTLİ BELALARLA)İMTİHAN EDİLDİKLERİNİ GÖRMÜYORLAR MI?SONRA DA NE TEVBE EDİYORLAR,NE DE İBRET ALIYORLAR!
(TEVBE 126)
ALLAH YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN!BEN SIRADAKİ ESERLERİ DAVASINDA YALNIZ BİR YAPRAK MİSALİ OLAN BÜTÜN MÜMİN VE DE MÜMİNE KARDEŞLERİME ARMAĞAN EDİYORUM.SELAM VE DUA İLE!
TARİH : 03-12-2008 -- 17:10:22 tarihinde al&ya tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : Konya
Hasbihal için



Yatağından zorla doğruldu
Her tarafının sızladığını hıssediyordu.Hastalığı şiddetlenmisti.
Yavaş hareketlerle lavobaya gitti.Abdest aldı.
Hanımı kalktığını görünce:
-Nereye bey dedi.
-Gitmeliyim hanım.
-Ama çok hastasın.
-Ne olur bügün gitme hem sen gitmezsen de radyo susmaz ki,oradaki kardeşlerimiz senin bügünkü proğramının yerine başka proğram koyarlar.
Hafifçe gülümsedi.
-Olmaz hanım dedi.
-Biliyorsun biz radyoculuk yapmıyoruz.Hele hiç kimseden sadece Allah razı olsun demelerinden başka hiçbir şey beklemiyoruz,beklentimizde yok.
-Ama gitmeliyim.
İçinden tekrar gitmeliyim dedi.
-Gitmezsem,gitmezsek
Biran daldı.Eğitimini yurt dışında görmüştü , gençlik yıllarında kaldığı yurdun kazan dairesi patlamış bu patlamadan vucudunun bazı yerleri yanmıştı.Hala o yanık izlerini taşıyordu.
Bundan dolayı Taşkent’deki yurtta meydana gelen patlamada şehit olan ufacık bedenleri bir nebzecik olsun hissedebiliyordu.
Niçin okumamız gerektiğini.
Niçin okuyanlara yardım etmemiz gerektiğinini.
Okuduktan sonra ne yapmamız gerektiğini.
Gitmeliydi.
Çünkü;
Asimile olmuş,kokuşmuş, insanların her geçen gün maddeye ve menfaate yönlendiklerini bu ortamda kendilerini dinleyen binlerce insana Allah’ı ve rasülünü (s.a.v) hatırlamalıydılar.
Radyoları,radyoculuk kendileri için bir davaydı.
Allahı ve onun rasülünü anlattıkları, müslümanları nifak tohumu eken bu sistemin televizyonlarından, gelin kaynana kavgalarının,yuvaların yıkıldığı proğramların reytınğ yaptığı,ailenin temeline dinamit koymalarının alternatifi olabilecek ve tertemiz tohumların toprakla kavuşabileceği bir araçtı.

Ayağa kalktı,kapıya doğru yöneldi.
Hanımı:
-Yanlış anlama beni,senin için hastalığın artmasın diye dedim.
Hanımı bunları derken beyinin zaten vazgeçmeyeceğini biliyordu.
Beyi yıllarını vermişti.insanların derdini öyle dinledi ki,onu dinleyenler onun hiç derdi yok sanıyorlardı.
Ama yine de ısrar etmişti.

Kapıdan çıkarken bak Meryem dedi.Yıllardır çırpınıyoruz.Öyle olduğu halde bir çok şeyin önüne geçemiyoruz artık.
Önceleri radyomuzda, marşlarımız,
Hayat iman ve CİHAD’tı
Şimdilerde hayat iman ve sevgi oldu
Başıörtülüleri savunurken başı örtülü altı pantolonlu insanlar türedi.
Biliyor musun?Bazen arkadaşlarla bir birimize bakarız, bazen öyle reklamlar almak zorunda kalırız ki, kendimiz bile istemeyiz.
Öyle ilahiler çalmaya başladık ki arabeks’ten Emrah mı , yoksa bizden birimi ayıramıyoruz.
Ama gideceğiz, ve yılmayacağız.
İnsanları trenler taşımaz hanım, raylar taşır ama garibanım rayları kimse bilmez.
Bir dinleyicimiz, Allah razı olsun bizi ve çocuklarımızı bu gün, Allahla tanıştırdınız, resulullahla (s.a.v) tanıştırdınız, bizi bu iğrenç medyadan bir nebzecik olsun kurtardınız,
Hele birde radyomuza kendi aileleri gibi bakar, onlarda yapmaları gerekeni yaparsa,bizim ilacımız budur.
Resulullah (s.a.v) buyuruyor ki;

“ İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir.Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez.başkalarını sapıklığa çağıran kimseyede, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir.Ona uyanların günahlarından da hiç bir şey eksilmez.(müslüm-ilim -16)’’
Allaha ısmarladık dedi.Tam çıkarken ,bey dedi, bügün teyzemlere gidebilirmiyim.
Tabi dedi.
Meryem beyinin bu hastalığıyla gitmesine yinede gönlü olmamıştı.
Öğle vakti olmuştu.
Kapıyı teyzesi açtı.Hoş geldin dedi.
Allah razı olsun teyze dedi.
İçeri girince,içerinin kalabalık olduğunu gördü.Teyzesinin komşuları vardı.Bugün onların oturum günüydü.
Boş bir yere oturdu.Teyzesi komşularını tanıştırdı.Bu da yiğenim Meryem dedi.
Hoşbeşten sonra,orta yaşlarında bir bayan sözün arasında Meryem’e beyinin ne iş yaptığını sordu.
Meryem durdu biraz,
Şey, dedi:radyoda çalışıyor.
Kadın biraz daha merakla hangi radyoda,dedi.
Meryem: …..dedi.
Kadın biranda heyecanlanmıştı.
Kalktı.Meryem’in önüne geldi,oturdu,elini tuttu.
Meryem bir şey anlayamamıştı.
Allah sizden razı olsun dedi.Kadının gözleri dolmuştu.
Ama ondan önce,kadının elinin sıcaklığı Meryem’in ta kalbine gelmişti.
Kadın tekrar:
Allah onlarden razı olsun.Üç çocuğumu böyle bir ortamda babasız yetiştirmeye çalışırken,beyim ve bu radyodakiler bana bir mü’mince ayakta kalmam için destek oldular.
Evimdeki televizyon savaşında bana ve çocuklarıma cephe oldular,kalkan oldular.
Allah’ta öbür dünyada onlara ve çocuklarına ateşe karşı kalkan olsun.
Meryem bir anda ne olduğunu bilememişti.
Biranda bütün bedeninin sarsıldığını hissetti.
Kadın ellerini tutmasa ellerini tutacak mecali kalmamıştı.
Sevinçle hüzün arasında ki boşluğa düşüvermişti.
Hepimizden diyebildi.
Kocası gözünün önüne geldi.Onu ne kadar da anlasa bu günkü kadar hiç kavrayamamıştı.
Hepimizden dedi.
Hepimizden.

Allah yar ve yardımcınız olsun

al & ya

ALYA TİCARET

TARİH : 03-12-2008 -- 16:57:48 tarihinde **sümeyye** tarafından gönderildi...
WEB : http://
Ülke : Türkiye
Şehir : Selçuklu\Konya
........TERENNÜM PROĞRAMINA.....


Seher 16 Yaşındaydı

Geç Kalmış Bir Ölüm

MURAT HÂKÎ ÖZ
Seher, toprağın koynuna emanet ettiğimizde henüz 16 yaşındaydı. Henüz hayatının baharındaydı; ama ölmek için geç bile kalmıştı. 16 yaşında ölmenin geç kalması mı olur? Anlatayım.
Yüzüne baktığınızda 16 yaşında olduğunu anlayamazdınız; yaşını göstermiyordu çünkü. Ama konuşmaları, tavırları hep yaşının daha ilerisindeydi, olgundu. Kaderin onun çelimsiz omuzlarına hepimizinkinden daha ağır bir yük yüklediğinden habersizdik.

Sınıfın en sessizlerindendi. Bütün sınıfın bile ilgisinin dağıldığı anda bile Seher’in hep sizi dinlediğinden, gözlerinin hep öğretmeninde ve tahtada olduğundan emin olabilirdiniz. Birkaç haftada bir ortadan kaybolur, 1-2 gün okula gelmezdi. Eğer gelmediği günler yazılı yaptıysam, teneffüste beni mutlaka bulur, Hocam ben yazılıya giremedim, ne zaman yazılı olayım? derdi. Gelmediğin günler için mazeretin, raporun var mı Seher? derdim. Sadece Var, hocam, der başka bir şey söylemezdi. O üç harflik var kelimesinin içindeki raporu, diş ağrısıyla, griple veya öylesine basit bir hastalık ismiyle doldurabilirdiniz. Öyle basit, sıradan bir işmiş gibi söylerdi.

Sınıfta ilk dönemin son yazılı sonuçlarını açıklarken “Seher, 98” dedim ve sınıfın en iyi notunu alan öğrenciyi tebrik etmek için gözlerim sınıfta dolandı. Seher gelmemişti. Ertesi gün, bir sonraki gün… Seher yine gelmedi, yakın sıra arkadaşları haberini getirdiler. Ağır hastaydı. Üzerinde pelüş bir ayıcık olan bir defter alındı ve hastaneye hatıra götürmek için arkadaşları, öğretmenleri, en güzel dileklerini yazmaya giriştiler. Henüz defter bitmemişti ki, Seher’in ölüm haberi geldi.

Seher’in nasıl amansız bir hastalığa tutulmuş olduğunu ancak ölümünden sonra öğrendik. Hem annesi hem de babası Akdeniz anemisi hastalığının taşıyıcısıydı. O ise taşıyıcı değil, hasta olmuştu. Henüz bebekken teşhis konmuştu; düzenli olarak hastaneye gitmesi, kanının yenilenmesi gerekiyordu. Doktorları, “sürekli tedavi görmezse kısa zamanda ölecek; ancak çok iyi bakılsa bile 14-15 yaşına kadar yaşayabilir” demişlerdi…

Caminin avlusunu lapa lapa kar doldururken, biricik evladını kaybetmiş anneyle beraber bitişikteki çay bahçesinde oturup salâyı dinledik. Kızının, hastalığını küçükken öğrendiğinde hayata küsmediğini, “liseyi bitirsem yeter” dediğini anlattı. Ancak ecel, diplomasını almasına sadece dört ay kala gelmişti. Tıpkı Tirmizi’de geçen bir hadisteki gibi:

Resûlullah (sas) yere bir çizgi çizdi ve: Bu insanı temsil eder buyurdu. Sonra ikinci bir çizgi daha çizerek: Bu da ecelini temsil eder, buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: Bu da emeldir dedi ve ilâve etti: İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.”

Anne, Seher hastanede koluna kan şişesi bağlıyken bile defterini açar ders çalışırdı. O gün okula gidemediyse hastaneden arkadaşlarını arar, ödevleri, işlenen konuları öğrenirdi. dedi. Sonra uykusuzluktan ve ağlamaktan kızarmış gözlerini gözlerime denk getirdi, Son sınavınızdan 98 almış, yüz bekliyordu halbuki..

O, omuzlar üzerinde ilerlerken, arkadaşlarının birçoğu belki de hayatlarında ilk kez bir mezarlığa girdi. Melekler tabutun üzerini bembeyaz kar taneleriyle doldururken onlar, daha birkaç gün önce yan yana oturdukları arkadaşlarının üzerini toprakla örttüler, ellerini açıp dua ettiler, onu ebediyet yurduna uğurladılar.

Seher henüz 16 yaşındaydı. Ben öğretmendim, o öğrenciydi; ama benim ona öğrettiklerimden daha fazlasını o bana öğretti. Biz 60-70 senelik ömürleri kısa bulurken o doktorların biçtiği 15-16 senelik hayatı bile tevekkülle kabullendi, isyan etmedi. Yaşayışıyla bize ders verdi, okulun önüne getirildiği tabutunda bile hayatın kısalığını gösterdi. Hepimizin emelleri vardı; üniversite bitirecek, evlenecek, arabalar, evler alacaktık. Ama emellerimizin çizgisine ulaşamadan, ölüm son sınırı çizecekti.

Allah'ın rahmeti bereketi feyzi üzerinize olsun Gökhan bey!

Grup Gönül'ün KARA TOPRAK eseri birbirini Allah rızası için çok sevipte kıymetlerini bilmeyenlere,kendiminde bildiği sayılmaz kendimede armağanım olsun inşallah!
Hayat göz açıp kapama süresi kadar bile değil...

TEBESSÜM VE TEFEKKÜR; SELAM VE DUA İLE...

BİR AYET
BİR HADİS
EZAN VAKİTLERİ
 

BİR SÖZ
En büyük servet akıldır.

( Hz. Ali)

 
 
 
 

 

 

 
COPYRIGHT (C) 2007 Ribat FM Bütün hakları saklıdır...